Düzenle
Koşarken Korktuğum Gün: Eklemlerim Bana Engel mi Olacaktı?
Kayseri’de yaşadığım küçük bir apartman dairesinde, pencerenin önünde oturup günlük defterime yazdığım bir akşamı hâlâ unutamıyorum. Dışarıda soğuk bir hava vardı. Erciyes’in beyaz görüntüsü uzaktan kendini belli ediyor, sokak lambalarının altında insanlar hızlı adımlarla evlerine dönüyordu. Ben ise elimde kalem, içimde garip bir sıkıntıyla kendi kendime şu soruyu yazıyordum:
“Koşmak eklemlere zarar verir mi?”
Bu soru aslında sadece bir sağlık sorusu değildi benim için. Bir korkunun, bir hayal kırıklığının ve yeniden ayağa kalkma isteğinin cümleye dönüşmüş hâliydi.
25 yaşındaydım ve uzun zamandır hayatımın içinde eksik kalan bir şeyi tamamlamak istiyordum. Kendimi daha güçlü hissetmek, sabahları daha enerjik uyanmak ve bedenimle yeniden bağ kurmak istiyordum. Koşmaya başladığım ilk günlerde içimde tarifsiz bir heyecan vardı. Ayakkabılarımı bağlarken bile sanki hayatımda yeni bir sayfa açıyormuşum gibi hissediyordum.
Ama birkaç hafta sonra dizimde hissettiğim hafif ağrı bütün hevesimi gölgeledi.
İlk Koşularım ve İçimdeki Büyük Heyecan
Koşmaya karar verdiğim gün günlüğüme uzun uzun yazmıştım. O sayfada kelimeler aceleyle dökülmüştü:
“Bugün kendim için bir şey yaptım. Bahane üretmek yerine dışarı çıktım.”
Bu cümleyi yazarken gerçekten mutluydum. Çünkü uzun zamandır kendimi sürekli ertelediğimi hissediyordum. İş yoğunluğu, günlük stres, bazen sadece isteksizlik… Hepsi beni hareketsiz bir yaşama itmişti.
Kayseri’de sabah erken saatlerde koşuya çıktığımda şehrin sessiz hâlini görmek bana çok iyi geliyordu. İnsanlar henüz güne başlamadan ben sokaklarda kendi düşüncelerimle ilerliyordum. Attığım her adımda kendime biraz daha yaklaştığımı hissediyordum.
İlk günlerde kısa mesafeler koştum. Yoruluyordum ama bu yorgunluk bana iyi geliyordu. Eve döndüğümde yüzümde küçük bir gülümseme oluyordu. Aynaya baktığımda sadece terlemiş bir insan görmüyordum; kendisi için mücadele eden birini görüyordum.
Fakat bir sabah koşudan sonra dizimde farklı bir his oluştu. Keskin bir ağrı değildi ama beni düşündürecek kadar belirgindi.
O an içimde büyük bir korku başladı.
“Acaba Kendime Zarar mı Veriyorum?” Diye Düşündüğüm An
O gün eve döndüğümde ayakkabılarımı çıkarıp uzun süre sessizce oturdum. Daha önce büyük bir istekle başladığım şey, bir anda kafamda soru işaretine dönüşmüştü.
Günlüğümü açtım ve şunu yazdım:
“Ya koşmak bana iyi gelmiyorsa? Ya sağlıklı olayım derken eklemlerime zarar veriyorsam?”
Bu düşünce beni gerçekten üzmüştü. Çünkü koşmak benim için sadece spor değildi. Kendimi yeniden keşfetmeye başladığım bir yoldu. Şimdi ise o yolun sonunda bir engel varmış gibi hissediyordum.
İnternette okuduğum bazı yazılar korkumu artırıyordu. Bazı insanlar koşmanın dizleri yıprattığını söylüyor, bazıları ise düzenli ve doğru şekilde yapılan koşunun faydalı olduğunu anlatıyordu. Kafam daha da karışmıştı.
O gece yatağa uzandığımda kendimi hayal kırıklığına uğramış hissettim. Daha yeni başladığım bir şeyden vazgeçmek istemiyordum ama bedenimi de zorlamak istemiyordum.
Koşmak Eklemlere Zarar Verir Mi? Gerçeği Öğrenmeye Başladığım Yol
Ertesi gün kendime farklı bir soru sordum:
“Koşmak mı yanlış, yoksa benim yaptığım şekil mi yanlış?”
Bu soru benim bakış açımı değiştirdi.
Koşmanın tek başına eklemlere zarar veren bir aktivite olmadığını anlamaya başladım. Asıl önemli olan nasıl koştuğumuzdu. Vücudu hazırlamadan uzun mesafeler koşmak, yanlış ayakkabı kullanmak, dinlenmeden sürekli yüklenmek veya mevcut sorunları önemsememek sakatlanma riskini artırabiliyordu.
Bunu fark ettiğimde içimde büyük bir rahatlama hissettim.
Sorun koşmak değildi. Sorun, bedenimi dinlemeden hareket etmekti.
Kendi kendime çok büyük hedefler koymuştum. Daha ilk haftalarda uzun süre koşmak, hızlı ilerlemek ve kısa zamanda değişmek istemiştim. Oysa bedenim bana sabır gerektiğini anlatıyordu.
Bazen hayatın birçok alanında yaptığımız hatayı sporda da yapıyoruz. Hemen sonuç almak istiyoruz. Hemen güçlenmek, hemen değişmek, hemen istediğimiz noktaya gelmek istiyoruz.
Ama insan bedeni acele etmeyi sevmiyor.
Dizlerimi Dinlemeyi Öğrendiğim Sabah
Birkaç gün ara verdikten sonra yeniden koşmaya çıktım. Bu kez daha bilinçliydim.
Isınmadan başlamadım. Daha yavaş ilerledim. Kendimi yarışa sokmadım. Eskisi gibi “daha fazla, daha hızlı” düşüncesiyle hareket etmedim.
O sabah Kayseri’nin serin havasında koşarken içimde farklı bir his vardı. Önceden sadece hedefe ulaşmaya çalışıyordum. Şimdi ise yolun kendisini yaşamaya başlamıştım.
Bir süre sonra fark ettim ki koşmak sadece bacaklarımla yaptığım bir hareket değilmiş. Zihnimi de iyileştiriyormuş.
Koşarken geçmişte kafama taktığım birçok şeyi düşünüyordum. Bazen üzülüyordum, bazen kendime kızıyordum, bazen de küçük başarılarımla gurur duyuyordum.
Bir kilometre daha fazla koştuğum gün günlüğüme büyük bir sevinçle yazıyordum:
“Bugün kendimi yarıştırmadım. Kendimi dinledim.”
Bu cümle benim için çok değerliydi.
Eklemlerimi Koruyarak Koşmayı Öğrenmek
Zamanla koşarken dikkat etmem gereken şeyleri öğrendim. En önemlisi vücudumun verdiği sinyalleri görmezden gelmemekti.
Koşmaya başlamadan önce birkaç dakika ısınmaya başladım. Bu küçük alışkanlık bile kendimi daha rahat hissettirdi. Ayakkabı seçimime daha fazla dikkat ettim. Ayağımı rahatsız eden, destek sağlamayan bir ayakkabıyla uzun süre koşmanın doğru olmadığını anladım.
Ayrıca dinlenmenin de antrenmanın bir parçası olduğunu öğrendim.
Eskiden dinlenince kendimi başarısız hissederdim. Sanki ara verirsem geriye gidecekmişim gibi düşünürdüm. Ama zamanla bunun tam tersini fark ettim.
Dinlenmek, devam edebilmek için gerekliydi.
Koşmak eklemlere zarar verir mi sorusunun cevabı benim için artık çok daha netti. Doğru şekilde yapıldığında, kişinin durumuna uygun ilerlediğinde ve bedenin sınırlarına saygı gösterildiğinde koşu hayatın güzel bir parçası olabilir.
Bir Günlük Sayfasında Kalan Küçük Ama Büyük Değişim
Aylar sonra eski günlüklerimi karıştırırken o korkulu gece yazdığım sayfayı tekrar okudum.
Dizimdeki küçük ağrı yüzünden ne kadar endişelendiğimi hatırladım. O zamanki hâlime karşı hem üzülmüş hem de gülümsemiştim.
Çünkü aslında o gün büyük bir ders öğrenmiştim.
Bedenimiz bize düşman değil. Bize sürekli mesaj gönderen bir yol arkadaşı.
Ağrı olduğunda onu dinlemek gerekiyor. Yorulduğumuzda durmayı bilmek gerekiyor. Ama korkularımız yüzünden sevdiğimiz şeylerden tamamen vazgeçmek de doğru değil.
Ben koşmaya devam ettim.
Her koşuya çıktığımda hâlâ aynı heyecanı hissediyorum. Ayakkabılarımı bağlarken içimde küçük bir mutluluk oluşuyor. Çünkü artık koşunun sadece fiziksel bir aktivite olmadığını biliyorum.
Koşmak benim için kendime verdiğim bir söz oldu.
Koşu ve İnsan Arasındaki Sessiz Bağ
Bazen sabah erken saatlerde dışarı çıktığımda etrafı izliyorum. Benim gibi koşan insanları görüyorum. Kimi daha hızlı, kimi daha yavaş ilerliyor. Ama herkesin yüzünde aynı şey var: kendisi için bir şey yapmanın huzuru.
Belki herkesin koşmaya başlama sebebi farklıdır.
Kimi kilo vermek ister. Kimi daha sağlıklı olmak ister. Kimi ise benim gibi zihnindeki karmaşadan biraz uzaklaşmak ister.
Ama hepimizin ortak noktası aynı olabilir: Bedenimizle iyi bir ilişki kurmak.
Koşmanın eklemlere zarar verip vermediği sorusu aslında daha geniş bir soruya dönüşüyor:
“Kendime nasıl daha iyi davranabilirim?”
Ben bu sorunun cevabını koşarken buldum.
Bugün Koşuya Başlasaydım Kendime Ne Söylerdim?
Eğer geçmişteki kendimin karşısına çıkabilseydim, ona şunu söylerdim:
“Korkma. Ama kendini de dinlemeyi unutma.”
Çünkü hareket etmek hayatın en güzel hediyelerinden biri. Fakat bunu bilinçli yapmak gerekiyor.
Koşmaya yeni başlayan biriyseniz hemen büyük hedeflere ulaşmaya çalışmayın. Küçük adımlarla başlayın. Vücudunuza zaman tanıyın. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın.
Ben bunu yaşayarak öğrendim.
Bir zamanlar dizimde hissettiğim küçük bir ağrı yüzünden bütün hayalimden vazgeçeceğimi düşünüyordum. Şimdi ise o gün yaşadığım korkuya teşekkür ediyorum. Çünkü o korku bana daha dikkatli olmayı, bedenimi anlamayı ve sabırlı olmayı öğretti.
Koşmak hayatımdan sadece bir spor olarak geçmedi. Bana kendimi yeniden tanımayı öğretti.
Ve bugün günlüğümün son sayfasına şunu yazıyorum:
“Bazen ilerlemek için daha hızlı koşmak değil, attığın her adımı hissetmek gerekir.”
Bu içeriğimizin sonuna geldik. Leli olarak “Koşmak eklemlere zarar verir mi” hakkındaki sorularınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz.