Geometrik Seriler Yakınsak Mı? Matematikle Kafamıza Takılan Sorular Hayatımda bazı sorular var ki, onları düşündükçe kafamın içinde yankı yapmaya başlıyorlar. Mesela “Geometrik seriler yakınsak mı?” sorusu… Hani, her şey gayet güzel giderken birdenbire kafama dank etti ve şunu düşündüm: Gerçekten bu soru bir matematiksel kavram mı, yoksa hayatın kendisi mi? Çünkü, inanın, bazen insanın hayatında da bir serinin sonu yokmuş gibi hissediyorsunuz. Bazen başlıyorsunuz ama hiçbir yere varmıyorsunuz, bazen ise düşünceleriniz o kadar derinleşiyor ki, sorunun cevabını bulmak, bir geometrik serinin ne kadar yakınsadığını çözmek kadar zorlaşıyor. İzmir’de yaşayan 25 yaşında bir genç olarak, arkadaş ortamında sürekli espri yapmayı seven…
Yorum BırakSevimli Bilgi Köşesi Yazılar
Sıkıntının Kelimesi Nedir? Bir Eğitimci Perspektifinden Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü Öğrenmek, sadece bir bilgi aktarımı süreci değil, aynı zamanda insanın içsel bir dönüşüm geçirdiği, zihinsel sınırlarını genişlettiği ve dünyayı daha derinlemesine anlamaya başladığı bir yolculuktur. Eğitim, bu yolculuğun temel aracı, öğretmenler ise bu yolculuğa rehberlik eden kişilerdir. Her ders, her anekdot, her öğrenme deneyimi, öğrencilerin zihinsel dünyasında bir iz bırakır. Ancak bu izlerin en derinlerinden birini, çoğu zaman karşımıza çıkan ve içsel bir mücadeleyi simgeleyen “sıkıntı” kelimesi oluşturur. Peki, sıkıntı sadece bir ruh hali midir? Yoksa öğrenme sürecinin bir parçası mı? Bu yazıda, “sıkıntı” kelimesinin pedagojik bağlamda ne ifade ettiğini, öğrenme…
Yorum BırakSolvent Bazlı Boya ve Ekonomi: Kaynak Kıtlığı, Seçimler ve Dengesizlikler Ekonomik bir kararın altında yatan temel ilke, kıt kaynakların en verimli şekilde nasıl tahsis edileceğidir. İnsanlar, her gün çeşitli seçimler yapmak zorundadırlar ve bu seçimler, bir fırsat maliyeti taşır; yani bir seçeneği tercih ettiğimizde, diğer olasılıkları reddetmiş oluruz. Solvent bazlı boya gibi kimyasal ürünlerin üretimi ve kullanımı, bu tür ekonomik kararların iyi bir örneğini oluşturur. Bu yazıda, solvent bazlı boya üretiminin ve kullanımının ekonomi perspektifinden nasıl bir etki yarattığını inceleyeceğiz. Bunu mikroekonomi, makroekonomi ve davranışsal ekonomi çerçevesinde analiz ederek, piyasa dinamiklerinden toplumsal refah üzerindeki etkilerine kadar geniş bir yelpazede ele…
Yorum Bırak4-2-4 Hangi Takım? – Futbolun Bilimsel Merceğiyle İnanılmaz Düzen Futbol, sadece bir oyun değil, aynı zamanda bir strateji savaşıdır. Takımların oyun kurma şekilleri, sahada yapacakları hamleler ve hatta maçın gidişatını değiştirebilecek taktikler, çoğu zaman maçın sonucunu belirler. İşte bu yüzden, futbol dünyasında sıklıkla duyduğumuz 4-2-4 dizilişi, aslında sadece bir formasyon değil, içinde birçok derin strateji barındıran bir sistem. “4-2-4 hangi takım?” sorusu da burada devreye giriyor. Ama önce, biraz bu dizilişi ve ne anlama geldiğini irdeleyelim. Futbolun Matematiği: 4-2-4 Formasyonu Nedir? Hadi önce 4-2-4’ün ne olduğunu bir bakalım. Bu sayı dizisi, bir futbol takımının sahadaki oyuncularının nasıl yerleşeceğini anlatan bir…
Yorum BırakKooperatifler Şirket Kurabilir Mi? Bir sabah, sabah kahvenizi yudumlarken, “Bir kooperatif kurmak, şirket açmak kadar zor olabilir mi?” diye geçirdiniz mi aklınızdan? Hepimiz bir gün kendi işimizi kurmayı hayal etmişizdir. Bir kooperatif düşünün: Bir grup insanın bir araya gelip, birbirine destek olduğu, kar amacı gütmeyen bir yapı. Ancak, aynı zamanda bir şirket gibi kar sağlamak da mümkün mü? Kooperatifler, ticari iş yapabilme kapasitesine sahip mi, yoksa yalnızca sosyal fayda sağlamakla mı sınırlıdırlar? İşte bu soruya yanıt ararken, kooperatiflerin tarihsel köklerinden günümüz iş dünyasında nasıl şekillendiklerine kadar geniş bir perspektife göz atacağız. Kooperatiflerin Tarihi Kökleri: Birlikte Çalışma Felsefesi Kooperatiflerin Doğuşu: Toplumsal…
Yorum BırakGeçmişe baktığımızda aslında yalnızca eski metinleri, tozlu rafları ya da kronolojik olay dizilerini görmeyiz; bugünkü düşünme biçimlerimizin, alışkanlıklarımızın ve inanç pratiklerimizin nasıl şekillendiğini de görürüz. İlmihaller de tam bu noktada, geçmişle bugün arasında sessiz ama güçlü bir köprü kurar. Bu yazıda “kaç çeşit ilmihal vardır?” sorusunu, yalnızca sayısal bir sınıflama yapma niyetiyle değil; ilmihalin tarihsel serüvenini, toplumsal dönüşümlerle kurduğu ilişkiyi ve günümüze uzanan etkilerini anlamaya çalışarak ele alıyorum. İlmihal Nedir? Kavramsal ve Tarihsel Bir Çerçeve İlmihal kelimesi Arapça “ilm” (bilgi) ve “hâl” (durum) köklerinden türemiştir. En genel anlamıyla, bireyin günlük hayatında dinî yükümlülüklerini yerine getirebilmesi için gerekli bilgileri içeren eserleri…
Yorum Bırakİlk Türk Kadın Piyanist Kimdir? Bir Melodi, Bir Hikaye Kayseri’de, yaz akşamları dağların eteklerinden rüzgarın taşıdığı huzurla birlikte, bazen kendimi bir melodiye kaptırmış bulurum. Sanki bir yerlerden, çok uzaklardan, yıllar öncesinden bir kadın piyanist geliyor ve parmakları tuşlara dokunuyor. O kadın, Leyla Yedinci. Evet, o ilk Türk kadın piyanist… Hem de yüreğiyle, tutkularıyla, müziğe olan aşkıyla tarihe damgasını vurmuş bir kadın. Bugün, onunla ilgili duyduğum ilk heyecanı ve hayal kırıklığımı anlatmak istiyorum. Belki çok bilinmeyen bir hikâye, belki de müziğin içinde kaybolan bir kadın hayatı… Müziğe Adanmış Bir Hayat Bir gün Kayseri’deki eski bir konser salonunun önünden geçerken, garip bir…
Yorum BırakFenomenolojinin İlkeleri: Geçmişin Işığında Bugünü Anlamak Tarih, geçmişin yankılarından bugüne gelen bir izdir. Geçmişi anlamak, sadece tarihin kendisini keşfetmek değil, aynı zamanda bugün yaşadığımız dünyayı nasıl şekillendirdiğimizi anlamaktır. Fenomenolojinin temel ilkelerinin izini sürerken, bu felsefi akımın tarihsel gelişimini incelemek, düşünsel bir yolculuğa çıkmak gibidir. Bu yolculukta, fenomenolojinin ilkeleri hem bireysel hem de toplumsal dönüşüm süreçlerinin kritik kırılma noktalarını anlamamıza yardımcı olacaktır. Fenomenolojinin Doğuşu: Edmund Husserl ve Felsefi Bir Devrim Fenomenoloji, 20. yüzyılın başlarında Edmund Husserl tarafından felsefeye kazandırılmış bir yöntemdi. Husserl, deneyimin özüne inmeye çalışırken, bireylerin dünya ile ilişkilerini farklı bir biçimde kavramayı amaçladı. Fenomenoloji, en basit haliyle “şeylerin kendisi”ni…
Yorum BırakDalak Şişerse Ne Olur? Etik, Epistemoloji ve Ontoloji Perspektifinden Bir İnceleme Hayat, insanın yaşamıyla ilgili en temel sorulara daima odaklanmasını sağlar. Bu sorular ne kadar karmaşık ve derinse, hayatın fiziksel ve biyolojik yanları da aynı şekilde insanların düşünsel arayışlarıyla iç içe geçer. Örneğin, dalak şişmesi gibi bir sağlık sorunu üzerinde düşündüğümüzde, bu basit bir fizyolojik tepki gibi görünse de, bir insana ne olur, ne hissettirir, ne anlam ifade eder? Dalak şiştiğinde ne olursa olsun, insan bir etki ve tepki içinde bulunur; fakat bunun yalnızca biyolojik bir sorun olmanın ötesinde, etik, epistemolojik ve ontolojik bir derinliği de vardır. Dalak şişerse ne…
Yorum BırakBisturi Uçları ve Felsefenin Derinlikleri: Etik, Epistemoloji ve Ontoloji Üzerine Bir Düşünce Denemesi Bazen bir sorunun, doğru yanıtı bulmaktan daha önemli olduğunu unutuyoruz. “Gerçek nedir?” sorusu, her ne kadar belirli bir cevaba kavuşturulmaya çalışılsa da, bizzat bu sorunun kendisi bir yolculuk gibidir. Şayet, bir bisturi ucu, hassas bir cerrahi müdahale ile dokuyu kesmeye yarayan bir araçsa, peki ya insan düşüncesi? Bilgi, insan ruhu, etik sınırlar… Bu ‘bisturi uçları’ bize, yalnızca fiziksel değil, ruhsal ve zihinsel bir kesişim alanı sunar. Her bir düşünce, her bir kavram, insana dair bir gerçeği kesip biçerken, ardında derin bir soru bırakır: Ne kadar keskin bir…
Yorum Bırak